Bireysel danışmanlık Aile danışmanlığı Psikonkolojik danışmanlık

Yeni nesil annelik babalık - 8.2.2016

 Yeni nesil annelik babalık... Tek çocuk doğurmuş olan biziz, bizimkisi en özel, en akıllı, en zeki geliyor biz annelere.

Psikolojisi herşeyden hemen o kadar çok etkileniyor ki ne doğru ne yanlış şaşırıp kalıyoruz. Hiçbir şeyden geri kalsın istemiyoruz, her şeyi onun için ona göre dizayn ediyoruz.

Hayatımızı, ilişkilerimizi... Hatta eş olmak bile anne baba olmanın fazlasıyla gerisinde kalıyor, paylaşmayı öğrensin istiyoruz ama biz bile onun dışında bulunan tüm ilişkilerimizdeki paylaşımlarımızı azaltıyoruz.

Sanki dünyada tek o, onun istek ve ihtiyaçları önemliymiş gibi yanlış narsistik bir algı oluşturuyoruz.

Çünkü o bizim bir uzantımız zannediyoruz. Yapamadığımız her şeyi onun yapabilmesini , sahip olamadıklarımıza onun sahip olmasını istiyoruz, bunun ona nasıl bir yük yüklediğini ve zarar verdiğini göremeden. Ki bu algı okula başladığı an da yıkılıyor, herkes her ihtiyacını karşılamak için pervane olmuyor etrafında, doğal olarak inciniyor, üzülüyor.

Çocuğumuzda uyum sorunları çıkıyor ortaya, okula gitmek istemiyor diyor anne ve babalar.

Bir kendinizi düşünün diyorum, koyun onun yerine, her derdinizin ihtiyacınızın hemen anlaşılıp anında karşılandığı bir ortam hayal edin diyorum, sınırsızca, istediğini istediği zaman yapabilen, oyuncakların tv' nin ıphad lerin cennetinden, yapılandırılmış, kuralların düzenlemelerin bulunduğu, beceri gerektiren aktivitelerin olduğu bir ortama girmek ister miydiniz?

Kitaplar okuyup kitabına uygun çocuk yetiştirmeye çalışıp bunalıyoruz, bocalıyoruz, ama olmuyor . Çünkü her çocuğun kendine özgü olduğunu unutuyoruz. İhtiyaçlarını ,bize verdiği ip uçlarını kaçırıyoruz kitaba uygun yapacağım derken. Bunu çok erken bebeklik döneminden itibaren gözlemleyerek çözebiliriz, çok kolay çünkü her birinin kullanma kılavuzu bizzat kendisi...

Oyuncaklar yığıyoruz eve. Koşa koşa gelip uyuyana kadar oynamaya çalışıyoruz. Gelişimini desteklemek için oyun çok önemli ya... İçeriğinin olup olmaması önemli gelmiyor bize nedense .

Yeterli duygusal alışverişin olması, birlikte keyif almak, eğlenmek hiç akla gelmiyor. İşe gidip çalıştığımız için yaşadığımız suçluluk duygularıyla görevimizi tamamladığımıza inanıyoruz sadece.

Yada en kötüsü veriyoruz eline telefon ,tabletleri ne güzel sesi çıkmıyor uslu uslu oturuyor. Bilmiyoruz ki tüm gelişimini psikomotor becerilerini olumsuz etkilediği gibi duygu durumunu bozup bağımlılığa sebep olduğunu.

Hiç birşeye sınır koymuyoruz özgüveni gelişsin diye tüm kararları ona bırakıp istediği gibi dağıtıp dökmesine bağırıp çağırmasına başkalarına da zarar vermesine ses çıkarmıyoruz ve doğal olarak davranış problemleri takıntılar ile karşılaşıyoruz biz herşeyi doğru yapmıştık oysa ???

Hiç hasta olmasın istiyoruz, kimse öpmesin, temas etmesin, ağzına bir şey almasın, düşmesin. Aşırı hijyenden virüslerle savaşacak antikorların gelişmesini engelliyor, daha çok hasta olmalarını sağlıyoruz, haberimiz yok. Pamuklara sarıp sarmalayacağız neredeyse, dört duvarda hapsedip mutlu olmalarını bekliyoruz.

Hayatta ki en önemli paradoksla karşılaşıyoruz mutlu çocuk yetiştirmek istediğimizde mutsuz bir çocuk yetiştiriyoruz!

Uzm. Psikolog Sinem Demirel Balcı