Bireysel danışmanlık Aile danışmanlığı Psikonkolojik danışmanlık

Narsist Partnerle Yüzleşmek (Narisistik kişilik bozukluğu) - 30.11.2015

 Bir hiç e mi aşıksınız?

İlişkinizde siz yoksanız... 
Hep onun beğenileri, istekleri , görüşleri, kariyeri, ailesi mi var?
Kendinizi değersiz hissedip ufacık bir olumlu bir tepkisi için kendinizden vaz mı geçiyorsunuz? Ya da sürekli özverili olan taraf siz misiniz? 
İhtiyacınız olduğunda yanınızda değil mi ? Sadece kendi hayatı, duyguları, yaşadıkları mı önemli ? O merkezde siz periferde misiniz?
Öyle duygusal manüplasyonlar yapıyor ki onunla olmak hem sizi travmatize ediyor hem de vazgeçemiyor musuz ? 
Tüm çevrenize ailenize arkadaşlarınıza bir kulp buluyor ve sizi yalnızlaştırıyor mu?
Dolaylı veya direk eleştirileriyle sizi mukavemetsizleştiriyor mu?
Kendisindeki eksiklikleri size yansıtıp suçluyor mu?

Tamamen haksız olduğu halde sosyal çevrenizde öyle manipülasyonlar yapıyor ki o mağdur ve haklı olan konumuna mı geçiyor?

Verdiğiniz yanıtlarda 'Evet'ler çoğunluğu oluşturuyorsa, Narsistik Kişilik Bozukluğu olan biriyle birliktesiniz demektir.
(koşarak uzaklaşın-bunu bir düşünelim)

Peki neden böyle?
Anne ile yaşadığı 'içeriksiz ilişki' nedeniyle : kimlik belirsizliği, empati ve içgörüden uzak bir hayat yaşar. Anne çocuk ilişkisinde güvenli bir bağlanma olmaması ,öngörülemezlik, yeterli duygu düzenlemenin yapılamaması, ''aynalama'' dediğimiz bebeğin tepkilerine uygun tepki verme süreçleri yaşanamadığı için (depresif yada nevrotik anne nedeniyle)
şevkat ve sevgi dolu yakın bir ilişkiden uzak büyümüş kişilerde görülür. Doğal olarak bu kişilerde yoğun olarak bastırılmış ve sürekli bir terk edilmişlik, reddedilmişlik, suçluluk, öfke, saldırganlık, nefret, intikam, kıskançlık yaşar. Bu yakıcı duygular ve yetersizlik duygusu kişide çok başarılı olma konusunda bitmek tükenmek bilmeyen yıkıcı bir hırs olarak filizlenir ve var olabildiklerini hissedebilmelerinin tek yolu budur.

İlk sevgiyi nasıl öğrendiysek o şekilde beyinde kodlandığı için hep başkalarınca reddedileceğine, zarar göreceğine inanacaktır ki bu kronik terk ya da reddedilme beklentisi, korkusu da hep bir öfke, nefret duygusu uyandırır. Peki intikamını nasıl alır, herkesi (annesini) nasıl cezalandırır? 
Üstelik öyle yapmalıdır ki “elini çabuk tutup” daha insanlar onun canını yakamadan o başkalarının canını yakmalı ve bunun sonuçlarını da yaşamamalıdır. Bu yüzden de beyni bir insan beyninden çok bilgisayar gibi kullanmayı öğrenmiş stratejik davranışlar sergiler, bir saat işçisi gibi ince ince çalışır. Empati duygusunun olmaması belirgin bir özelliktir ancak çok zeki ve stratejik oldukları, sosyal iletişim becerilerini kendi kendilerine geliştirdikleri için duyguları anlar ancak içlerinde karşılarındakine verdikleri zararı hissetmezler, (adeta ayna nöronları yoktur). Başkalarının duygularını bilgisayar gibi okur ancak gereken duygusal katılımı hissedemezler. 
Karşılarındaki kişiye öyle duygusal manipülasyonlar yapar ki böylelikle maddi ve manevi olarak beslendikleri KAYNAKLARI olarak görür. Bu anti-sosyal haz diyebileceğimiz duyguyla da bütün o reddedilmeye karşı nefret kusmuş olur. Dış dünyaya "aslında kimin daha güçlü olduğunu" göstermiş olur. "Güvenilmez", “sahte yüzlü”, "onu inciten, her sevgi deneyiminde hüsrana uğratan, onu hiç sevmemiş ve de sevmeyecek olan" hayattan (annesinden) intikamını almış olur...
Gerçek sevgiyi deneyimleyemedikleri için bu konuda repertuarları yetersizdir ve karşılaştıkları zaman kontrolü kaybedecekleri endişesine kapılır, saldırır, yıkarlar. Siz gerçek sevgiyi yaşatarak iyileştireceğinize inanırsınız. Oysa 
kızmak, empati kurmaya çalışmak, değiştirmek yada değişeceğine dair inanç ne yazık ki boştur. Çünkü erken çocukluk döneminde beyin ve kişilik bu şekilde patolojik bir şekilde yapılanmıştır. Yüzleştirmeye çalışmak, ''onlara sende bozukluk var'' demek anlamsızdır ki bu tıpki otizm tanılı bir çocuğa bizim gibi düşünmediğini söylemek gibidir. Varoluşun başka bir biçimini bilmediklerinden anlaşılmayacaktır. En iyisi kaçmak uzaklaşmak, ne kadar değerli olduğunuzu hatırlayıp ruhunuzu iyileştirmektir.

Uzm. Psikolog Sinem Demirel Balcı